ANA SAYFA HAKKIMIZDA+ EĞİTİM+ DANIŞMANLIK+ BLOG İLETİŞİM

YAZAR

Gizem GENÇ ÇAĞLA

ETİKETLER

#FeynmanTekniği

Basit o kadar da basit mi?

ipe bagli ampuller

Bir şeyi basitleştirmek ya da basit tutmak karmaşıklaştırmaktan çok daha zor.

Belki önce basitliğin bir tanımını yapmak gerekir. Nedir basitlik? Sadelik mi , kolaylık mı, anlaşılırlık mı? Bence duruma ve yere göre her şekli alabilen bir şey bu kavram. Tabi bir de ‘neye göre, kime göre’ boyutu var bu işin.

TDK’ye göre bile birden fazla anlam yükleyebileceğimiz bir sıfat bu;

Yapılması veya anlaşılması kolay olan, karışık olmayan, bayağı >> Hem kolay hem de sıradan diyebileceğimiz bir olgu

Süssüz, gösterişsiz >>  Sade, fazlalıklarından arınmış yalın bir bakış açısı

Her zaman rastlanan, özelliği olmayan, olağan >> Sıradan, gündelik hayatta karşımıza çıkabilen

Bilgi ve görgüsü sınırlı olan, bayağı, görgüsüz >> Bu anlamının anlatacaklarımın biraz dışında olacağı kesin 😊

Basit diye tanımladığımız bir şey gerçekten de öyle mi?

Bir şeyin basit olup olmadığını anlamanın en iyi yolu nedir?

Bildiğimizi sandığımız şeyi bir çocuğa anlatacak kadar yalın ve kolay bir dilde anlatabiliyor muyuz?

dolasik ipe bagli ampul

Çok iyi bildiğimiz bir şey düşünüp bunu bir cümleyle özetlemeye çalışalım. Zor değil mi? 😉 Bu durum bana günlük hayatta kullandığım ama bir çocuğun “… ne demek?” sorusuna sözlük anlamını açıklamaya çalışırken aradığım kelimeri ve o sırada çırpınışlarımı hatırlatıyor.

Hadi diyelim cümleyi içimize sinecek şekilde kurduk, hikaye bizce basitleşti. Peki bu karşımızdakine nasıl geçti?

Çok sevdiğim sözlerden biri;

“karşındakinin anladığı kadardır söylediklerin”

Seçtiğimiz kelimeler, anlatım şekli bir yere kadar getiriyor bizi. Yolun sonuna ulaşabilmek için karşımızdakine de geçmesine, yola devam edebilmek için aynı sayfada olmaya ihtiyacımız var. Anlattıklarımızın yansımasını da ancak karşı taraftan aldığımız geri bildirimler ile öğrenebiliriz. Bu geribildirimler bazen bir mimik ya da jest olurken bazen çok daha güçlü olan bize yöneltilmiş sorular olabilir. Tam da buradan yola çıkarak anlattığımız hikayenin hangi kısmının belirsiz ya da karmaşık olduğunu anlamak mümkün.

zihinler icindeki karmasa ve ampul

Peki basitlik bizim için bir öğrenme aracı olabilir mi?

Bence bir konuyu ne kadar kısa, öz ya da basitçe anlatabiliyorsanız o kadar hakimsiniz demektir. Yine bana göre bir şeyleri öğrenmenin en iyi yolu onu bir başkasına anlatmaktır.
İşte tam da bu noktada bir öğrenme tekniği giriyor devreye;

The Feynman Technique

Feynman tekniği Nobel ödüllü fizikçi Richard Feynman’dan adını alan kişinin potansiyelini açığa çıkarmaya ve konu ve olayları daha derin bir anlayış ile ele almaya zorlayan bir öğrenme tekniğidir. Kısaca kişinin kendi anlayışındaki boşlukları bulmak için öğrendiği kavramı basit bir şekilde kendisine açıklamasını esas alır.

Feynman’a göre de bir şeyi anlamak ile adını bilmek arasında bir uçurum vardır. Bu iki bilgi birbirinde ayrı iki türdür.

Evren ve maddeler gibi kompleks bir yapıyı en basit şekliyle nasıl anlatabilirsiniz? Feynman, fizik hakkında hiçbir şey bilmiyorsanız bile anlamanız gereken en temel bilimsel bilginin “her şeyin atomlardan oluştuğu” şeklinde açıklıyor.

Bu tekniği uygulamak oldukça kolay. Temelde 4 adımdan oluşuyor;

1- Konuyu belirleyin ve neler bildiğinizi keşfedin

el yazisi Öğrenmek istediğiniz konuyu belirleyin. Bu konu hakkında bildiğiniz her şeyi boş bir kağıda yazın. Bunlar birlikte anlamlı olan cümleler de olabilir, ayrı dünyalara ait kelimeler de, hata resim ve emojiler bile olabilir.

Bu adımın en önemli kısmı kendinize dürüst davranabilmek. Her yeni öğrendiğiniz bilgiyi buraya eklemeyi unutmayın. Hatta yeni bilgileri farklı renkler ya da tarihler ile göstererek ya da versiyonlarını tutarak ne kadar yol katettiğinizi görebilirsiniz.

2- Bildiklerinizi bir çocuğa anlatmayı deneyin

baba ve cocukGeldik en zor ama eğlenceli adıma. Basit zordur ama güzeldir !

Evet yanlış okumadınız. Öğrenmek istediğiniz ve yeteri kadar bilgi sahibi olduğunuz konuyu 12 yaşındaki bir çocuğa anlattığınızı hayal ederek yazıya dökün. Bu sırada konuyu mümkün olduğunca basite indirin ve bilinen sözcükler kullanın. Şu anda üse püse ihtiyacımız yok !

Basit bir dille bir şeyleri anlatmak hiç de kolay olmayacak. Jargon olmadan konuşmak, sahip olmadığımız bilgilerin arkasına saklanmaktan bizi kurtarır.

Diğer yandan hikayeyi kısa tutun. Bir çocuğun dikkati çabuk dağılır ve size odaklandığı sırada konuyu anlatmış ve onu kazanmış olmanız gerekli. Bir asansör konuşması (elevator pitch) kadar kısa olmak zorunda değil ama ders arası verdirecek kadar uzun olmamasına dikkat edin.

Çocukluğunuzda dinlediğiniz masallardan ilham alın her şey çok açıktır ve uykuya dalacağımız süre kadar uzundur 😉

Eğer düşüncelerinizi yazıya dökmekte zorlanıyorsanız bu gelişime açık bir yanınız olduğunu gösterir. Burası aynı zamanda yaratıcılığınızı test edebileceğiniz yeni bir zirve olabilir.

3- Eksikleri Keşfedin

puzzle parcalariBir konuyu ne kadar kısa, öz ya da basitçe anlatabiliyorsanız o kadar hakimsiniz demektir.

Özellikle zorlandığınız yerleri, mantıksız gelen ya da içinden çıkamadığınız kısımları keşfetmeye çalışın. Bir önceki adımda bildiklerimizi bulmaya odaklanırken burada bilmediklerinimize odaklanıyoruz. Burası sandığımız kadar iyi anlamadığımız noktaları farkedeceğimiz yer. Tam da buralarda derinleşmeye çalışın, belirsizlik sisini yavaşça tek tek kaldırmayı deneyin.

4- Hikaye zamanı

anlatan adamBazen bir kitabı okumak, birini dinlemek ya da bir video izlemek yerine konunun anlatıcısı olmak en iyi öğrenme şeklidir.

Hikayenizi kendinize anlatın. Size ait olmayan, içselleştiremediğiniz ya da hala bir önceki adımdaki netlikte ifade edemeyeceğiniz jargonları kullanmayın. Bırakın sizi yansıtan ‘sizce’ ama basit kelimelerden oluşsun hikayeniz. Bunu sağlayabildiğinizden ve abartmadığınızdan emin olmak için eğer aktif bir anlatım yapmıyorsanız yazdıklarınızı sesli okuyun ve kulağınızı tırmalayan kelimelerin altını çizin. Çünkü konuşma provanızı tamamladıktan sonra bu kelimeler yerlerini daha basitlerine bırakacaklar.

Eğer fırsatınız varsa hikayenizi birine anlatın ve yorumlarını alın. Anlatım sırasında gözlem yapmanız gelecek yorumlar kadar önemli.

Hangi sorular geldi?

Anlaşılmayan kısımlar nerelerdi?

Kafa karıştıran bir yer var mıydı?

Dinleyiciyi kaybettiğin anlar oldu mu?

Bu ve türevleri sorular yardımı ile hikayenizi geliştirin ve onu basit tutmaya devam edin.

Özetle bir şeyi bilmek için iyi anlatabilmek, anlatabilmek için basite indirmek ve basit tuttuğundan emin olmak gerek.

Bu teknik ile sınavlara çalışmak ve yeni konular öğrenmek dışında, kişisel gelişim yolculuğunda daha derinlere inebilirsiniz.

Düşünceleri yazıya dökmek keşifler için etkili psikoloji yöntemlerinden biri. Aklınıza geldiği anda aldığınız notlar ya da tuttuğunuz günlükler, fikirlerinizi genişletmek, farklı serüvenlere yol alabilmek için ilham kaynaklarıdır.

Boş sayfalar sizin not defterleriniz haline geldiğinde bu alışkanlık zengin bir kütüphaneye dönüştürecek. Unutmayın her dahinin bir not defteri vardır, sizin neden olmasın 😉

acik kitap

İletişim

+90 545 597 2032
 info@projera.com

Adres

Küçükbakkalköy Mah.
Selvili Sok. No: 4/48
Ataşehir İstanbul Türkiye
PROJERA © 2021 Tüm hakları saklıdır.